damlamaya

yazmak için…

ormanımsıda biyolojik çeşitlilik

Her zaman ki gibi konumuzun başkahramanı Maya değil bu sefer. Lakin yazının ortaya çıkışına vesile olan başkahraman tabi ki Maya!

Maya ile bir bahar gezintisi yapalım dedik ve Ankara’da ki evimizin yakınlarında bulunan Or-An Şehri’ndeki ODTÜ ormanlık arazisine yürüyüşe gittik

Açıkçası o gün pek bir yürüyesim yoktu. Ama Maya’nın dışarıda zaman geçirmesi hatta bir süre de tepişmesi gerekiyordu. Ben de bu durumu kendim için eğlenceli hale getirebilmek için bir yol bulma arayışına giriştim. Read the rest of this entry »

Reklamlar
Yorum bırakın »

Maya ve Gökçe

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

O gün birlikte deniz kenarına gittiler. Hava pek bir güzeldi. Maya, Gökçe’yi oyuna davet etmeye başladı. Gökçe Maya’yı sallamayınca o da kendi kendine koşmaya başladı.”Şşş! Gökçe! Oynayalım mı?” nidaları Maya’dan yükselmesine rağmen Gökçe pek oralı olmadı. Sonra oyun başlasıııın! Lakin Gökçe Maya’yı yakalayamadı…

İşte böyle başladı Gökçe ve Maya’nın ilişkileri.

Gökçe’nin daha önceden köpeklerle yakın temasları olmuş. Ice, Tarçın ve Barnie. Gökçe’nin şehir değiştirmesinden dolayı Ice ve Tarçın şimdi yeni evlerinde çok mutlulular. Barnie ise melek olmuş. O da yukarılarda bir yerlerden bizi seyrediyordur eminim…

3 bireylik ailemizle yeni yaşamımızda birbirimize alışıyoruz… Seviyorum bu üçlüyü…

Yorum bırakın »

yeni ev eski yatak

 

Evlilik sonrasında benim hayatımın değişmesi ile birlikte pek tabii Maya‘nın da hayatının değişmesi gerekiyordu. Değişim Maya’nın alışık olduğu uzun (Ankara’dan Iskenderun’a) bir yolculukla başladı. Yolculukları seviyor mu henüz ayrımına varmadım. Arabamız küçükken yolculuğu arka yan camlardan dışarıyı seyrederek geçirirken, şimdi pür dikkat ön camdan yolu seyrediyor. Yolculuk esnasında yapmadığı tek şey yatıp uyumak! Eee bu Maya! Normal bir köpek gibi davranmasını pek beklemiyorum zaten. Bu konuya ayrı bir yazıda döneceğim.

Gel gelelim yeni yaşama. Yeni evde daha önce yaklaşık üç ay eşim Gökçe ile yaşamıştı. Bu dönemde onu rahatlatan şeylerin ‘kendi’ evinden gelen tanıdık eşyalar olduğunu keşfettik; örneğin Ankara’daki evde Maya’nın yattığı odadan gelen bir yatak gibi. Tanıdık kokudan ötürü, yatağa ulaşabilmek için kapıları açma yeteneğini geliştirmişti. Bir akşam Gökçe eve geldiğinde Maya’yı bu yatağın üzerinde serilmiş bulunca tanıdık eşyaların önemini anladık.

Yeni yerimizde ilk bir kaç gün oldukça tedirgindi. Gözlerinden ‘ne oluyor yahu?’ cümlesini okumak benim için çok zor olmadı. Mutsuzluk ile mutluluk arasında bir yerlerde gidip geldi. Bu süreçte her ne kadar kendimle ve evle meşgul olsam da bizim sıpayı da gözlemlemekten geri kalmadım. İlk değişimimiz Mayacığın kendini daha iyi ifade eder hale gelmesi oldu. Dışarı çıkma isteğini, su istediğini, cici mamalardan istediğini çok güzel anlatıyordu zaten. Bunlara ek olarak nerede yatmak, nerede uyumak, nerede depresif takılmak istediğini de anlatmaya başladı. Küçük bir pati hareketi ile beni dürtmesi ve istediği şeylere doğru bakışlarını yönelterek beni yönlendirmesi daha kuvvetlendi.

Benim eve taşınmamla tanıdık eşyaları bulmak için yetenek sınırlarını zorlamasına gerek kalmadı. Anneannesinin kendisine yaptırdığı yatağında bir o yana bir bu yana serilerek yatıyor artık Maya. Öyle özlemiş ki geldiğimiz ilk gün sadece kendi yatağında yattı. Evin diğer köşelerinde yatma eylemine ancak üçüncü günden sonra geçti.

Eee bunun yani sıra dışarıda fütursuzca dolaşan kediler de Maya’nın yeni yaşam alanına alışmasındaki sportif aktivitelerinde en büyük yardımcıları oldu. Kediler tecrübeli! Maya onlardan dayak yememek için pek yanaşmıyor. Kovalama aşamasını da uzatmıyor.

Maya’nın maceraları sanırım yeni yaşam alanımızda genişleyerek devam edecek…

DamlaMaya

Yorum bırakın »